bir aydır İngiltere’de kalıyor olmanız
patates kızartmasına cips demenize,
dahası onu sirke ile tüketmenize,
trafiği soldan takip etmenize,
ketçaptan ziyade HB sos kullanmanıza,
bol miktarda haşlanmış brokoli ve bezelye tüketmenize,
otobüsten inerken şoföre teşekkür etmenize,
efes pilseni deli gibi özlemenize,
ama strangbow’a -cider- bayılmanıza,
ne yediğinizi önemsememenize,
buradaki tüm kasiyerlerin idiot olduğunu düşünmenize,
otobüslerde bile kamera ile izlenmenize,
21 yaşın altında gösteriyorsanız 18 yaşın üstünde olduğunuzu kanıtlamanıza,
metroyu sadece bir kez kullanmak istiyorsanız 10.4 ytl vermenize,
sütlü çayın güzel olabileceğine şaşırmanıza,
içinizde “parka gitme” isteği oluşmasına,
sürekli “rica” etmenize,
hiçbir şey için acele etmemenize,
kendinizi nuhun gemisinde hissetmenize,
bol bol gravyer sos tüketmenize,
“adamlar kurmuş sistemi” demenize,
sebep olmuş olabilir.